Blog

Bir kalori sayacı neden arkadaş edinir? Doy ile tanış

Doydum, içinde bir arkadaşın yaşadığı bir kalori sayacı. Arkadaşın adı Doy ve senin gününle geçiniyor: Kaydettiğin öğünler, içtiğin su, attığın adımlar onun da günü. Uykusu gelir, acıkır, susuz kalır, dolu bir günde gururlanır ama asla azarlamaz. Bu yazıda onu neden yaptığımızı ve kim olduğunu anlatıyoruz.

Kalori takibi neden ödev gibi gelir?

Doydum’u başlatmamızın sebebi basit: Biz de yemek takibini defalarca yarıda bırakmıştık. Denemediğimizden değil. Kullandığımız uygulamalar yetenekliydi, özenle yapılmıştı; ama her öğünde bir form dolduruyormuş gibi hissediyorduk. Akşam yemeği uzadığında da o form bir karneye dönüşüyordu.

Pek çok takip uygulaması bir bütçe gibi kurgulanır. Güne bir sayı verilir, her öğün o sayıdan düşülür, kalan miktar da büyük puntoyla gösterilir. Gayet mantıklı bir tasarım. Ama bu, uygulamanın asıl işinin sana ne kadar hakkın kaldığını söylemek olduğu anlamına gelir. En yüksek sesle konuştuğu an da hakkının bittiği andır: Sayı kırmızıya döner. Bayram sofrası, bir arkadaşının düğünü, uzayan bir iş yemeği; uygulama hepsine aynı rengi verir.

Bütçe, para için iyi bir araç. Yemekte ise bir yan etkisi var: Her öğünü bir harcamaya, biraz dolu geçen her günü de bir borca çeviriyor. Bize kalırsa insanlar kayıt tutmayı tembellikten bırakmıyor. Uygulamayı açmak azar işitmek gibi gelmeye başladığında bırakıyor.

Biz de soruyu değiştirdik: Ya uygulamanın içinde, sırf geldin diye sevinen biri olsaydı?

Kalori sayacında bir arkadaş olsa nasıl olurdu?

Fikir şuydu: Uygulamada yaşayan ve senin gününü yargılamak yerine o günle geçinen bir arkadaş. Senin öğünlerin onun öğünleri. Senin suyun onun suyu. Senin adımların onun yürüyüşü. Senin günün iyi geçince onunki de iyi geçiyor; sakin bir günde ise surat asmadan seni bekliyor.

Bu küçük değişiklik, kayıt tutmanın anlamını da değiştiriyor. Bir deftere hesap vermek yerine birine göz kulak oluyorsun. Uygulamayı onun nasıl olduğunu görmek için açıyorsun; öğle yemeğini kaydetmek, onu doyurmanın yolu oluyor. Sayıların hepsi yine orada (kalori, protein, karbonhidrat, yağ, su, adım), sadece karşına ilk çıkan şey onlar değil.

Pratikte şöyle görünüyor: Sabah kahvaltını kaydettiğinde Doy da kahvaltısını eder, evinin önündeki tarhta da yeni bir sıra belirir. Öğlen bir bardak su içtiğinde gövdesindeki su yükselir. Akşam yürüyüşe çıktığında çiftliğin kapısına giden patikaya taşlar döşenir. Senin günün, onun gününün hikâyesine dönüşüyor.

Çoğumuzun çocukken büyüttüğü sanal evcil hayvanlardan bir his ödünç aldık, hiç sevmediğimiz kısmını da dışarıda bıraktık: suçluluk duygusunu. Unutunca hastalanan bir evcil hayvan eğlenceli bir oyuncak olabilir ama yemek gibi kişisel bir konuda iyi bir yol arkadaşı olmaz. Doy hastalanmaz, küsüp gitmez ve sana onu yüzüstü bıraktığını asla hissettirmez.

Doy kimdir?

Doy; minik elleri, kocaman gözleri ve çorba konusunda net fikirleri olan küçük, yeşil bir fasulye. 40 × 40 piksellik bir piksel art karakter. Bir video ya da üst üste dizilmiş çizimler değil: Shader denen küçük bir program, onu telefonunun grafik işlemcisinde her karede canlı olarak çiziyor. Hazır bir klibi oynatmak yerine sana tepki verebilmesinin sırrı da bu.

  • Su göstergesi onun ta kendisi. Sen içtikçe gövdesi sıra sıra suyla dolar, günün hedefine ulaşınca da tamamen dolar. Hedefin kilona göre hesaplanır (kilogram başına 33 ml, en az 1,5 L); su ihtiyacı hesaplama aracımızla aynı formül.
  • Gözleri parmağını takip eder. Sahnede ona yakın bir yere dokun, parmağın nereye giderse oraya bakar.
  • Onu sevince yanakları kızarır. Parmağını üstünde yana doğru gezdir: Gözlerini kapar, yanakları pembeleşir, minik kalpler havalanır.
  • Yemeğine adıyla tepki verir. Bir mercimek çorbası kaydet, “Çorba bu, gerisi teferruat.” dediğini duyabilirsin. Çorbayı hamur işinden ayırır; bir yemek sofranın müdavimi olduğunda bunu da fark eder.

Hadi, bir sev onu. Zaten bunun için burada.

Doy’un hangi ruh halleri var?

Doy’un ruh hali rastgele bir sayıdan değil, senin gününden ve saatten gelir. Aynı anda tek bir ruh hali taşır ve biri yumuşakça diğerine dönüşür.

Doy’un ruh halleri ve sebepleri
Ruh haliNe zamanNe görürsün
MutluSuyun tamamlandığında ya da gün güzel gittiğindeKavisli gözler, kocaman bir gülümseme
UykuluGece geç saatlerdeYarı kapalı gözler, yavaş nefesler, havada süzülen Z’ler
AçPlanladığın bir öğünün saati hiçbir kayıt olmadan geçinceDalgalı bir ağız, karnında bir el, hafif bir guruldama
SusamışSu, günün temposunun epey gerisinde kalıncaSoluyan bir ağız, alnında bir damla ter
GururluDolu bir gün: Planladığın öğünler, su ve adımlar tamamİki kol havada, parıldayan yıldızlar
MeraklıYeni bir şey olurken, mesela bir fotoğrafa bakarkenYana eğik bir baş, kalkık bir kaş, çenesinde bir el

“Aç” olması senin planınla ilgili, onunkiyle değil. Hangi öğünleri yediğini sen seçersin (kahvaltı, öğle, akşam ve en fazla üç ara öğün); Doy da ancak senin öğün saatlerinden biri hiçbir kayıt olmadan geçince acıkır. Kahvaltı planında yoksa kahvaltıyı hiç sormaz.

Gece geç saatte uygulamayı açarsan onu göz kapakları ağırlaşmış, mahmur bir halde bulabilirsin. Bu da bir sitem değil; sadece saatin geç olduğunun sevimli bir hatırlatması.

Her şey tamamlandığında iki kolunu birden havaya kaldırır. En sevdiğimiz poz bu; her gün, onu göreceğin gün olabilir.

Doy hiç azarlar mı?

Hayır. En titizlikle koruduğumuz kural da bu. Doy’un söylediği her cümle, onun asla yapmadığı şeylerin kısa bir listesine göre yazılır:

  • Asla azarlamaz, suçluluk duygusuna oynamaz.
  • Bedenlerden asla söz etmez: ne kilo ne şekil ne beden ölçüsü.
  • Cümlelerine sayı sokmaz. Sayılar, sakin kafayla okuyabileceğin kartlarında ve grafiklerinde durur.
  • Yemeklere not vermez. Simit, simittir.

Hedefinin üstünde kalan bir gün onun için olay değildir. Biraz daha dolu bir gündür, yarın da tertemiz bir sayfa. Bu günleri sıradan saymaya karar verdik, çünkü gerçekten öyleler: doğum günleri, bayram sofraları, dostlarla uzayan akşamlar. Hiçbiri düzeltilmesi gereken bir hata değil. Ertesi sabah sadece “Yeni gün, temiz sayfa. Buradayım.” diyebilir. Bir günü tamamen kaçırırsan da serinin affeden yağmur fıçıları var: “Dünü bir yağmur fıçısı halletti. Serimiz sürüyor.”

Onun için yazdığımız her cümle Türkçede de İngilizcede de bu kurallara uyar; yapay zekânın belirli yemekler için yazdığı cümleler de Doy söylemeden önce otomatik bir kontrolden geçer. Nezaket, Doy’un keyfine bağlı bir ruh hali değil; doğrudan yapısına işlenmiş bir özellik.

Doy neden piksel art?

Başka görünümler de denedik; Doy’un ilk halleri yumuşak, kilden yapılmış gibi duran karakterlerdi. Piksel art dört sebeple kazandı.

  • Sıcak. Birkaç tombul piksel, gerisini hayal gücüne bırakır; bu da bir karakteri parlak bir 3D çizimden daha yakın hissettirir.
  • Her boyutta okunur. Doy’un yüzü ve su seviyesi, ana ekrandaki büyük sahnede de küçücük bir widget içinde de net kalır.
  • Biraz nostaljik. Birçoğumuz ilk oyunlarımızla piksellerde tanıştık. O sıcak his, her gün dönülen bir alışkanlık için güzel bir yuva.
  • Bir dünyanın büyümesine izin verir. Doy boş bir ekranda süzülmüyor. Bir evi, bir bahçesi ve senin günlerinle, mevsimlerle, günün saatiyle değişen bir çiftliği var. Piksel art’ta o dünyaya bir kuzu ya da bir fener eklemek koca bir prodüksiyon değil, keyifli bir iş.

O çiftlik zamanla kendi başına bir hikâyeye dönüştü. Kırmızı rakam yerine bir bahçe yazısında anlattık; Doy’un çiftliği sayfasında da etrafta bir tur atabilirsin.

Doy sadece bir maskot mu?

Umarız değildir. Maskot bir köşede durur ve gülümser. Doy’un ise işleri var:

  • Ana ekranda günün bir bakışta özeti odur: ruh hali, suyu, enerjisi.
  • Bir tabağı taradığında küçük bir telefon kaldırır, el fenerini açar ve tahmin yoldayken tabağı “okur”. Bunu Doy tabağını nasıl okur? yazısında anlattık.
  • İlerleme grafiklerinde, sen istediğinde, haftanı deneyimli bir diyetisyenin danışanının kayıtlarını okuduğu gibi okur. Ayrıntılar Doy haftanı okuyor yazısında.
  • Ana ekran için ayrıca bir widget var: Doy orada bugünkü suyunla dolar, sen de uygulamayı açmadan bir bardak ekleyebilirsin.

Bir takip uygulamasında evcil bir arkadaşın sana göre olup olmadığını merak ediyorsan oyunlaştırılmış kalori takibi rehberimiz konuya daha geniş bir açıdan bakıyor. Doy’u daha yakından tanımak istersen de Doy ile tanış sayfası seni bekliyor. Kısacası Doy bir süs değil; uygulamanın nasıl hissettirdiğinin ta kendisi.

Doydum’da Doy ile nasıl tanışırsın?

  1. Ana ekranı aç Doy, ana ekranın üstündeki sahnede, çiftlikteki evinin önünde yaşar.
  2. Sevmek için parmağını gezdir Parmağını Doy’un üstünde yana doğru gezdir. Gözlerini kapar, yanakları kızarır, kalpler havalanır.
  3. Merhaba demek için dokun Tek bir dokunuş; küçük bir zıplama, bir el sallaması ve bir selam getirir.
  4. Bir bardak su ekle 250, 500 ya da 750 ml ekle ve gövdesinin dolmasını izle.
  5. Bir öğün kaydet Bir yemek seç, tabağını ya da bir barkodu tara. Doy yemeğe adıyla tepki verir.
  6. Bahçesini aç Öğününün az önce ektiği sırayı görmek için sahnedeki çiftliğe dokun.

Merak edilenler

Doy hastalanabilen bir sanal evcil hayvan mı?

Hayır. Doydum’da hiçbir şey seni cezalandırmaz. Doy hastalanmaz, seni bırakıp gitmez. Sakin bir gün geçirirsen bekler; en fazla, planladığın bir öğünün saati geçince biraz aç görünür. Ne zaman istersen bir şey kaydet, seni gördüğüne sevinir.

Doy kilomdan ya da bedenimden söz eder mi?

Asla. Doy’un cümleleri kiloya, şekle ya da bedene değinmez, içlerinde sayı da geçmez. Tartıldığında sayıyı değil, o anı karşılar. Ondan bir ilerleme grafiğini okumasını istersen notunda sayılar olur, çünkü daha yakından bir okuma istemişsindir; yine de bedenler hakkında tek kelime etmez.

Doy Türkçe konuşuyor mu?

Evet. Doydum İngilizce ve Türkçe çalışır, dili Ayarlar’dan değiştirebilirsin. Doy’un iki dilde de kendi cümleleri var; yapay zekânın senin için yazdığı her şey de, yemeğine verdiği tepkiden haftanla ilgili nota kadar, uygulamanın dilinde gelir.

Doy ile iPhone’umda ne zaman tanışabilirim?

Doydum bir iPhone uygulaması ve App Store’a çok yakında geliyor. O zamana kadar Doy’u bu sayfada sevebilir, çiftliğini sitemizde gezebilirsin. Uygulama çıktığında Doy, ilk gününden itibaren ana ekranında seni bekliyor olacak.